Bugün bu konuyu açmamın nedeni, bana hediye edilen bir kitap, “Numaracı Cumhuriyetçiler”. Bildiğiniz gibi, konu FETÖ çetesine geldiği zaman AKPliler hep çok mahcuplar. “Efendim, biz kandırıldık, bilmiyorduk. Bizim milat tarihlerimiz var. 17-25 Aralık’tan veya MİT operasyonundan veya şu tarihten, bu tarihten sonra anladık!”  

Bizler de makalelerimizde veya televizyonlarda şu yanıtı veriyoruz: “İyi de, biz bu konuları 30 yıldır gazetelerde, kitaplarda, parlamentolarda, araştırma raporlarında yazıyoruz, çiziyoruz, söylüyoruz… Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri de bu konuda kaç defa ikazlar, açık uyarılar yaptı. Bunlar size yetmedi mi? Niye duymadınız, niye bizlerle alay ettiniz?” Bu sefer ya tartışmadan çekiliyorlar, ya susuyorlar, ya konuyu değiştiriyorlar ya da tekrar “kandırıldık işte” diyorlar… Ha tabii, bir de zayıf noktamız var, oraya basıyorlar “Sanki Ecevit’in tavrı farklı mıydı? Ecevit de Gülen Hareketi’ni destekledi.”

Bir de din eksenli siyasete arka çıkan o meşhur “İkinci Cumhuriyetçiler” var. Nam-ı diğer, “Numaracı Cumhuriyetçiler” ya da yeni kuşağın onları tanıdığı isimleriyle “Yetmez Ama Evetçiler”. Onları artık ortalıkta fazla görmüyorsunuz; gördüklerinizin de Cumhuriyetçilerle ince ince alay eden ukala üslupları, Atatürkçülüğü hedef alan sözde sivri zeka analizleri iyice törpülenmiş veya yok olmuş. Aralarında hala eli kalem tutma cesaretini gösterenler, çeşitli laflar geveliyorlar “demokrasi memokrasi”, boş seçim tahminleri, bazen dış siyaset göndermeleri, ortada gezinen cevheri kendinden menkul sözler... Küstahlıkları iyice durulmuş, artık kullanım sürelerinin dolduğunun onlar da farkındalar. Merkez sağ liberal medyanın içinde bilgiç filozoflar gibi cirit attıkları ve bozuk düzenden nasiplerini aldıkları şaşalı günler geride kalmış… Onlar artık tarihin karanlık sayfalarının arşiv kayıt bölümlerinde unutulmayı ya da “fark edilmemeyi” dileyerek kalan sürelerini tamamlıyorlar.

 

KUNT’UN YENİ KİTABI: “NUMARACI CUMHURİYETÇİLER”

Muz kabuğuna basarak patinaj yapıp, son yıllarda uçup giden “Numaracı Cumhuriyetçiler”i ve tarihsel ibret vesikası olarak görülmesi gereken bu süreci yeni kuşağın okuyarak tanıyabilecekleri yeni kitap işte sözünü ettiğim şekilde bana imzalı olarak elden bırakıldı; kadim dostum Mehmet Emin Kunt’un “Cumhuriyet’in Yıkımında Numaracı Cumhuriyetçiler” yayını, Cumhuriyet Kitapları’ndan piyasada… Kesinlikle okumanızı öneriyorum. Kitabın sade ve rahatlıkla okunan dili ve tarihsel kritik viraj hatırlatmaları dışında maalesef sonunda yer alan ve bana yüz kızartıcı gelen listeler de var. FETÖ’nün Abant’taki “Demokrasi Buluşmaları”na gidenlerden söz ediliyor, “Ergenekon karartılmasın diye imzalarını alelacele internete ve gazetelere verenler, 2010 referandumuna güle oynaya ve övünerek “EVET” diyenler, Açılım Süreci’nde yurdun değişik yerlerine yayılan akil insanlar heyeti… Hatta kendi ağızlarından ilk 11’leri, yedek kadroları, futbol diliyle “PAF” takımları ve hatta cinsiyet ayrımcılığından “kadroya girmeyi hak eden ama alınmayan” kadınların hepsi bu kitapta var ve kesinlikle kütüphanenizde yer almalı. Gelecek kuşaklara ders olsun diye… Yaşınız en az 40 ise ve bu konulara meraklıysanız hepsini tanıyacaksınız, hatırlayacaksınız, şaşıracaksınız…

Ama lütfen beni mazur görün; ben size bu listelerden seçme isimler sunmayacağım. Bir kısmı maalesef geçmişte kendi gazetemde de yazmış, hepsi birbirinden daha fazla sıfatlı, kimi akademik donanımı da eksik olmayan, malum bazı üniversitelerde ve televizyon stüdyolarının koridorlarında özgüvenli şen kahkahalar atan isimler... İsimlerini saymayacağım, çünkü aralarında ayrıca o rüzgârlara kapılıp isimlerini maalesef yıpratmış sanatçılar, yazarlar, oyuncular, küratörler, yani sanat dünyasından da dostlarım var.

 

“KANDIRILDIK” DEME DOBRALIKLARI BİLE YOK!

Bu yazının başında “Biz kandırıldık” diyen ve eskiden Gülen teröristinin yanı başında el pençe divan duran sözde büyük bakanların, milletvekillerinin pişmanlık dolu sözlerini hatırlattım -ki, maalesef onlar bile “kandırıldık” dedikten sonra sözü yine Atatürkçülere ve CHP’lilere getirip “ama siz de şunu yaptınız” diye hemen karşı argümanlar üretmeye çalışıyorlar. Ama işte bu “Numaracı Cumhuriyetçiler” var ya? İnanın bana, (en azından kendi “vahim durumlarını” kurtarmak amaçlı olsa bile) kendini malum tarikat rüzgârlarına kaptırmış politikacılar kadar bile, özeleştiri şeffaflıkları yok! Aralarındaki hiçbir yazar, hiçbir balerin, hiçbir ressam, hiçbir tiyatrocu, hiçbir gazeteci, hiçbir televizyoncu, hiçbir profesör kalkıp dobra bir şekilde “Maalesef biz de kandırılmışız” diyemedi! Ama dost ortamlarında “Vallahi özür dilerim, ben yanlış anlamışım sizin Atatürk’ü neden ön plana çıkardığınızı, neden bu laikliği durmadan tartışmaların merkezine taşıdığınızı, dinselleşen siyasetin neden tehlikeli olabileceğini…  Bizler algılayamamışız… Mea Culpa!” diyen, toplumun geneli tarafından çok da iyi tanınmayan birkaç liberale rastladım. Ama üzüntü verici ki, o anlı şanlı imzaları atanlar, hangi büyük yanılgıyla kendilerini ve ülkeyi hangi duvarlara toslattıklarını bir türlü kabul edemediler. Egolarının çapı veya daha doğrusu kişiliklerinin o orandaki çap eksikliği buna engel oldu. Her lafı eveleyip geveleyip başka şeyler söylediler. Etrafa daha da çamur sıçratarak kendilerini aklamaya çalıştılar. İtiraf edeyim, onlara hep acıdım. Akşam makyajlarını silerken aynaya nasıl baktıklarını ya da sabah gazeteleri ellerine nasıl aldıklarını hep merak ettim. Bazı insanların kendilerini yeryüzünün en zeki grubunun arasında hissedip ardından 20 yıllık bir süreçte tüm çözümlemelerinin iflas ettiğini ve çöpe gittiğini ve hep haksız çıktıklarını görmeleri, çok ağır bir durum olsa gerek!

Bugün Saray bekçiliği yapanlar yok mu? Var tabii ki… Her akşam izliyoruz. Onlar da karşımızda kendi çıkarlarını ve gözü kapalı biat ettikleri gücün çıkarlarını korumayı üstleniyorlar. Ama inanın hiçbiri, Kunt’un yeniden hatırlattığı ve Atatürk Türkiyesi’nin vizyonunu, eğitimini ve uluslararası getirilerini almalarına rağmen, tüm bu değerleri ve Büyük Önder’in mirasını göz ardı ederek ülkelerinin ve kendi geleceklerinin önünü karartan bu grup kadar sizi kızdırmamalı. Çünkü unutmayalım ki, son 30 yılda, iktidarı AKP’ye adım adım onlar hediye etti.

Yazı Tarihi: 17.02.2022
Paylaş
Benzer Yazılar
27 Eylül 2022
Görüntülenme:

21 Eylül 2022
Görüntülenme:

15 Eylül 2022
Görüntülenme: