Aynen FETÖ olayında olduğu gibi! Yıllardır yapılan ikazlara kulak asmayanlar, şimdi devlet katında dayanışmadan dem vuruyorlar, hem de hiç inandırıcı olamadan… “Olayların buraya varabileceğini görmemiştik, kandırıldık!” Peki daha sonra özür diledin mi? Ne gezer!? Zeytinyağ gibi üste çıktılar! Basında yıllarca yazıp çizdiklerimizi, parlamentodaki önergeleri, demokratik kitle örgütlerinin raporlarını, yazarlarımızın kitaplarını, her şeyi yok saydılar, tersine bizlerle alay ettiler! Şimdi ise yangınlar beş gündür yüreğimizi yakarken yine aynı taktikten gidip bütün ikazları yok saydıktan sonra, suçu kime ihale ettiler? “CeHaPe” belediyelerine!

Umursamazlık, sorumsuzluk, hafıza kaybı ve yüzsüzlük bu düzeye çıkınca her şey serbest! Bu dram hepimizi mazoşist şairlere dönüştürecek. Cümleler içimizden fışkırıyor. Halkımızın isyan etme duygusu, neredeyse acılı haykırışlarından bile baskın çıkıyor. Nasıl delirmesinler ki? Gündoğmuş Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Özeren, alay edercesine “Çok eski evi olan vatandaşlar keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler” derken bir de gülüyor. Çaresiz kalmış halk, alevlerin bir yandan termik santrale belki yarım kilometre yaklaştığını duyarak kahroluyor. Gökova Körfezi’nin yarısı, Marmaris, Manavgat, Bodrum’un birçok yeri, Ege, sayısız yer yanmış, yanıyor. Belki bir teselli olabilecek bilgi yanan ormanın kendi kendini iyileştirebileceği, hatta periyodik olarak bunlara bir ölçüde ihtiyacı olduğu yönündeki bazı görüşler. Ama bu alışılmış seyirlerin de o kadar üstünde cereyan ediyor ki olay! Aynı anda bu kadar yangın nasıl çıkar? Sağda solda yakalananlar da cabası!

 

BUNLAR BİLEREK Mİ YAPILIYOR?

Bırakalım iklim değişikliği ve küresel ısınmayı, hepimiz biliyoruz ki hem rant çıkarcıları hem şerefsiz terör eylemcileri, doğanın var olan kaprislerine eklenmek üzere fırsat kolluyorlar. Yazın oluşabilecek hiçbir orman yangını bir sürpriz değil. Kendine ve halkına saygısı olan bir devlet bunu bilir ve hazırlığını yapar. Bizim iktidarımız ne yapıyor? Var olan ve kullanılma ihtimali olan yangın söndürme uçaklarını devre dışı bırakmak için ellerinden geleni ardına koymadılar. “İtibardan tasarruf olmaz” denerek saray üstüne saray yapılıyor, milyar dolarlara uçaklar istifleniyor. Ama yaşanacağını bildiğimiz bu yangınlar için uçak almayı akıl etmek yok, doğayı düşünen yok, hayvanları düşünen, o yerleşim birimlerindeki halkı veya ülkenin turizmini düşünen yok! Söyleyecek laf bulamıyorum. İnsanda minimum tereddüt olur, “Devlet imkanlarını nasıl kullanıyorum? Acaba ağır bir israfın sorumlusu muyum?” Sıfır. Bu insanların aklına bu suallerin gelme oranı, sıfır. 100 arabayla çakarları yakarak gösteriş dolu bir şehir turu atılıyor ve ardından halkın suratına çay paketleri fırlatılıyor! Evi, ocağı, yüreği yanmış insanlara bir paket kuru çay…

Bu arada halkın artık yüksek sesle dile getirdiği bir niyet ifşası daha var: Bu ülkenin içine düştüğü ağır kara tabloda Türk Silahlı Kuvvetleri’nden sanki hiçbir yardım istemiyor iktidar! Kayseri’de bekleyen C-130’lar yangın söndürme kapasitesine sahip uçaklar ama onlar da devreye sokulmuyor. CHP Milletvekili Süleyman Girgin bu soruyu gündeme getiriyor, ama İçişleri Bakanı yangın söndürmenin profesyonel bir iş olduğunu söyleyerek saçlarımızı diken diken yapıyor! Halkın kovalarla su taşıyıp çıplak elleriyle ateşlerle savaşması, demek profesyonel bir girişim! Ama tabii koskoca İçişleri Bakanı’nın elleriyle ateş söndürecek hali yok (!) Bu kadarına pes denir! Ama pes denecek o kadar çok şey var ki, bu kelime de anlamsızlaşıyor! Askerleri tankerleri ve uçaklarıyla sahaya sürmeyen kim? Adını bilen var mı? Yoksa halk ve askerin yan yana dayanışmaya girmesinden korkanlar mı var? Bu korku ormanlarımızdan daha mı önemli?

 

TESADÜFE BAKIN! LEGAL KILIFLAR VE ARANJMANLAR HAZIR!

Lütfen bu olayları en net şekilde bize bir videoda açıklayan Murat Yetkin’in sözlerini dikkatle izleyin! Türkiye’de birçok kıyısı olan arazi de yapılaşma yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan alınarak Turizm ve Kültür Bakanlığı’na devrediliyor.  Hem de artık ÇED raporu aranmadan, 15 günde yapı ruhsatı sağlanarak bu gelişmeler hızlandırılıyor. Adeta tabiat varlıkları için jet hızıyla hayata geçen ölüm fermanları bunlar. Bu arada bir hafta kadar önce resmi gazetede yayınlanan 7334 sayılı kanun var: O da görkemli bir şekilde bu turizm gelişme alanlarının dışında olan alanlar için bu konuda karar verme yetkisini tek başına Sayın Cumhurbaşkanı’na veriyor! Ne kadar pratik bir ülkeyiz değil mi? İnanın Avrupası, Amerikası halt etmiş, onlar da böyle zeka fışkırtan hızlı yasalar, kraliyet yetkileri hiç yok. Bu arada internetten bilgiler hortluyor: Marmaris’te yanan yerlere daha önce maden ruhsatı verilmiş! Bu kadar birbirine denk gelen olaylar, yasalar, yetki devir değişimleri beni benden alıyor! Bu arada haberiniz olsun, tüm konularda belediyeler hızla devre dışı bırakılmış. “Tabii efendim saçmalamayın, öyle iki başlı sahil planlaması olur mu? Sonra maazallah eski koalisyonlar gibi, işler durur”.

 

ŞU ORTAMDA CHP İLE UĞRAŞMASANIZ OLUR MU, LÜTFEN?

CHP milletvekili Ali Şeker, Temmuz 2019’da bu yangın uçakları ve ormanların güvenliği konusunda aklınıza gelebilecek her şey hakkında bir soru önergesi vermiş. Kendisine bu kadar teskin edici bir yanıt verilmiş ki, okusanız kafanıza çay atılmış gibi sakinleşirsiniz (!) Engin Altay, olay yerlerinde feryat figan yaşadıklarını aktarıyor. Helikopterlerin 1000 sorti yaptığı iddia edilen günlerde tek bir uçak veya helikoptere rastlamadığına yemin ediyor. 11 CHP’li belediye başkanı bir araya gelip bildiri yayınlayarak THK uçaklarını uçurmaya ve bu kriz masasını yetiştirmeye yönelik kararlarını açıklıyorlar. Tabi bu katkı kararları da sabotaja uğramazsa! Bir ricam var, lütfen hiç olmazsa şu ortamda “CHP’de bir şey yapmıyor!” nakaratından vazgeçin, buna yeltenenleri de lütfen susturun, malum sorumluları bu şekilde dolaylı olarak lütfen aklamayın, olur mu?

 

HALKIMIZIN GÖZ YAŞARTICI ÇIRPINIŞI!

İktidarın devleti ve yurdu bu kadar başıboş bıraktığı ortamda, halk inisiyatifleri, maddi ve fiili sorumluluk alıp ateşin içine dalıyor! Sosyal medyadan haberleşmeler, ihtiyaçların bildirilmesi ve yoluyla zor durumdaki insanlarımıza ulaştırılan yardımlar… “Çökertme’ye gitmeyin, yardıma ihtiyaçları yok” cümlelerini dinlemeyerek orada direnen kahramanların yanına ulaşan değerli yurttaşlarımız… Göçek Halk Meclisi Dayanışması’nı kuranlar, internetten örgütlenerek yaşam savaşı veren her canlıya destek ulaştırmak isteyen sevgili insanlarımız, Ahbap, Angels Farm Sanctuary, Paw Guards, HAYTAP, Yaşama Tutunan Patiler Derneği ve niceleri, bu ülke kurtulursa sizlerin yurttaşlık bilinci ve Atatürkçü vatan sevgisi ile kurtulacak!           

Yazı Tarihi: 07.08.2021
Paylaş
Benzer Yazılar
25 Kasım 2021
Görüntülenme:

18 Kasım 2021
Görüntülenme:

11 Kasım 2021
Görüntülenme:

Videolar
Alt
Akılda Kalan'ın ikinci bölümünde, iki yaşında başladığı resim sanatını; dünyanın yüzlerce şehrini dolaşan sergilerini; yazarlık serüvenini; tenis kortlarındaki günlerini; ışıltılarla dolu sanat yıllarını ve çok daha fazlasını Veyis Ateş soruyor, Ressam-Yazar Bedri Baykam yanıtlıyor.