Ne kadar tebrik etsek azdır! Alcaraz, 7. Slam şampiyonluğuna ulaşırken, yine en az son üç yıldır kendisinden gördüğümüz şekilde mükemmel bir tenis ortaya koydu. Djokovic, 39 yaşını tamamlamaya 3 ay kalmışken katıldığı Avustralya Açık’ta her rekoru zorladı. Şampiyonluk alamasa da dün dünya bir numarası İspanyol Alcaraz ile final maçına çıktı! Muhteşem bir seviyede geçen bu maçı dört sette, 2-6, 6-2, 6-3, 7-5 kaybetti ama gönülleri yine fethetti.

Bize bu tenis festivalini seyrettirdikleri için iki tenisçiye de teşekkür ediyoruz.

Her iki tarafın da hedefleri büyüktü. Djokovic, 25. Slam’ini kazanıp yeni çağda da en iyi olduğunu göstermek istiyordu! Yani Sinner-Alcaraz rekabetine sıkışıp kalmış olan yeni dönemin kilit açıcısı da kendisi olabilirdi! Alcaraz ise, henüz kazanmamış olduğu Avustralya Açık şampiyonluğunu da müzesine götürüp dört büyük slam’i kazanan en genç tenisçi olmak istiyordu! Rekor, Kaliforniyalı Don Budge’a aitti. Don Budge (ki tenise benim 80’lerde tenis hocalığı yaptığım Oakland-Berkeley kamu kortlarında başlamış) bu rekoru 1938’de ele geçirdiğinde 23 yaş 2 ay ve 28 günlüktü! Alcaraz şampiyon olup da kazanırsa, bu rekor 22 yaş 8 ay ve 21 günlük bir tenisçiye, yani kendisine devredilecekti.… tabii ki her ikisi için de durum ayrı ayrı önemliydi.  

Djokovic, gerçekten büyük bir konsantrasyonla maça fırtına gibi girdi. Sanki Sinner’la olan mücadelesini bıraktığı noktadan aynen devam ettiriyordu. Tipik Novak hamleleriyle, geriden oyunu bir satranç ustası gibi kuran, zeka, atletik güç ve tekniğini en mükemmel şekilde birleştiren bir tenisçi vardı karşımızda. Kendi servislerini nispeten kolayca alıp 2-1 öne geçtikten sonra, dördüncü avantaj puanında rakibinin servisini kırdı ve kendi servisini de alarak skoru önce 4-1 sonra 5-2’ye taşıdı. O noktada büyük bir şansı daha oldu Djokovic’in. Kritik bir oyunda rakibinin servisini bir kere daha kırmayı başardı. O noktada şunu vurgulamamız lazım, Carlos rakibinin oynadığı mükemmele yakın seviyeyle mücadele ederken bazı basit hatalar yaptı veya çok iddialı vuruşlar arayışına girdiğinde yaptığı hatalar devreye girdi. Böylece Sırp şampiyon ilk seti 6-2 ile aktifine geçirdi ve 2. sete de kendi servisi ile başlama şansını elde etti.

Bu ilk servis oyunu yine çok mücadeleli ve uzun geçti. Bu iniş çıkışlardan da Djokovic muzaffer çıkıp, 1-0 öne geçtiğinde herkesin kafasında “acaba gerçekten mucizeyi başaracak mı?” suali net olarak belirdi. Fakat Carlito, maçtan sonra o anı başka türlü hatırlayacaktı: “İkinci setin girişinde bazı basit hatalar yapabilmesi, benim güvenimi tekrar ateşledi”. Bunun üzerine bir de kendi sert açılı vuruşları ve özellikle Forehand winnerları eklenince, tekrar sahada özgüvenli yumruk şovlarını yapmaya başlayan o çılgın İspanyol genç vardı artık. Carlos kendi servisini 0’a karşı aldıktan sonra Novak’ın servisinde önce rakibinin file bandına çarpıp ölen acayip bir topu, arkasından bir forehand basit hatası ve bunu izleyen sorunlu bir vole ile Alcaraz rakibini yine kırdı. Arkasından büyük servisleri ve açılı öldürücü düz vuruşları ile 4-2’yi yakaladı. Novak kendi servisini o noktada neredeyse maç boyu başına bela olan forehand hatalarla tekrar kırdırınca, bir sonraki oyunla beraber, Alcaraz ikinci seti aynı skorla 6-2 alarak maça dengeyi getirdi.

Novak üçüncü sete, sanki kendini biraz toparlamış gibi başladı. İlk iki servis oyununu çok kolay ve öldürücü vuruşlarla kazanarak 2-1 öne geçti. Fakat bu yapay rahatlama ters tepti ve o noktada 2-2’de basit hatalar ve sonunda yine dışarı kaçan bir forehand ile Alcaraz tekrar rakibini kırmış oldu. Daha sonra taraflar kendi servislerini domine ederek ilerlediler ve Alcaraz 5-3’ü buldu. Djokovic, kendi servisinde birden kendini 0-40’ta buldu fakat meşhur adrenalini ile üçünü de kurtardı ve o oyunu hanesine yazmaya yaklaştı. Fakat cin bir kere şişesinden çıkmıştı ve artık zapt etmek zor hale geliyordu. Uzayan oyunu almayı başaran Alcaraz, 6-3 ilesetlerde 2-1 öne geçti. 

Dördüncü set, işin rengini belirleyecekti… Tamam mı devam mı? Son iki seti kritik anlarda büyük direnç koyamadan kaybetmiş olan Novak, bu sefer işi başından sıkı tutmaya karar verdi. Nasıl olsa Sinner’e karşı da 2-1 geriden gelip maçı almamış mıydı? Her iki tarafta iplerine asılarak servisini oynadı ve böylece 4-4’e kadar geldik. O noktada yaşananlar maçın dönüm noktasıydı. Novak, servis kırma puanı elde etti ve üstelik o anda top forehand’ine keyifli bir açıda da ulaştı. Ama o basit hata, yan taraftan auta yollanan o top, Novak’ın sanki mücadelesinin ve direncinin de sonu oldu. Bütün iki hafta boyunca mücadele etmiş, yarı finalinde İtalyan terminatörü Sinner’i mağlup etmiş ve şimdi bu maçta da işi 4. setin sonlarında servis kırma noktasına kadar taşımıştı. O şans kaçtıktan sonra 5-5’te Novak, psikolojik olarak biraz düştü. Hatta rakibini bir top sonraya ve hatayı zorlama pahasına da olabilecek, normalde sahanın her yerinde koştuğu toplara koşmadı. Alcaraz 6-5 öne geçti. Kendi servisinde de herhalde yine bu psikoloji ile adım attı, 15-40 geriye düştü. Maç topunda forehandinde yükselen top, yine normalde öldürmeyi sevdiği cinstendi. Ama onu da rakibinin backhandine doğru vurdu ancak auta attı. Bu top aynen 4-4’te servis kırma puanında dışarı çıkan topu hatırlattı ve maçı bitirdi.  Maçtaki rallilerin seviyesi yine baş döndürücüydü. Tenisçilerin filede buldukları kısa açılar ve rakiplerinin koşup bu puanlarda topu filenin “yan dışından” içeri çevirmeleri ve bazen buna rağmen dönen topta puanı kaybetmeleri dahil, olağanüstü ve olağan dışı her türlü sayı gördük! Djokovic’in “stratejist kurmay” sayıları ve Carlos’un “gözlere ziyafet”, bazen de “akıllara ziyan”puanlarının rekabetinde birbirini oynatan ve birbirinin oyunundan feyz alan iki tenisçi izledik. 

Maçın bitişiyle Djokovic filenin diğer tarafına geldi, rakibine bir abi, hatta belki bir baba şefkatiyle sarıldı… Kupa töreninde tenisçilerin birbirlerini sevgi ve saygı dolu kutlamaları yine çok güzeldi. Novak, yeni esprilerini ihmal etmedi… “İki konuşma hazırlamıştım, bir kazanırsam bir de kaybedersem diye, şimdi bir dakika bunları toparlamam lazım” diyerek herkesi güldürdü. Tribünlerde ayakta alkışlayarak yerini almış olan Nadal’a dönüp “Seni sahada değil de orada tribünde görmek çok acayip bir duygu. Seninle bu kortları ve güzellikleri paylaşmak her zaman çok keyifli ve onur verici oldu” diyerek ezeli rakibini onore etti. Sonra candan kutladığı Carlos’a dönüp “Nasıl olsa genciz, seninle önümüzdeki on yıl buralarda yine görüşeceğiz” esprisiyle bütün Road Laver Arena’yı güldürdü. 21 yıldır geldiği Avustralya’da kendisine büyük destek veren seyircilere çok teşekkür etti ve özellikle bu yıl kendisine büyük coşku ve sevgi vermiş olmalarının büyük anlamını ve değerini açıkladı. Carlos’un da her yerinden mutluluk akıyordu. Novak ile soyunma odasını ve bu kortu, bu turnuvayı paylaşmış olmanın ve beraber vakit geçirmiş olmanın değerini vurguladı ve rakibini alkışlattı. Onun yalnız tenisçiler değil dünyadaki bütün sporcular için bir rol model ve esin kaynağı olarak kaldığını anlattı. “Ondan çok şey öğreniyorum ve ona büyük bir saygım var” diye de ekledi. “Ben kaybetmekten nefret ediyorum, bu nedenle mümkün olduğu kadar kaybetmemeye çalışıyorum” diyen İspanyol raket, Djokovic’e 11. Avustralya finalinde ilk mağlubiyetini tattırdı. Avustralya hatırası olarak vücuduna bir kanguru dövmesi yaptıracağını gülümseyerek anlattı.

Maçtan sonraki basın toplantısında Novak “Alcaraz ile oynamak her zaman büyük bir keyif, çünkü o sana en iyi tenisini oynatıyor. Bugün kazanmayı hak etti. Carlos, kendisini geliştirmeye devam ediyor, zaten teniste ilerlemez sen geri düşersin. Henüz yeni kaybettiğim için içimde bir acı yok değil. Forehand’im önemli noktalarda beni yalnız bıraktı. Dünyanın bugün zirvesinde olan ikilinin ikisini yenmem lazımdı, birini yenebildim. Bakalım bir şansım daha olacak mı? Ben büyük bir turnualarda kazanabileceğimi inanıyorum! Turnualar da artık tek ana favori olmamanın lüksünü yaşıyorum. Sinner’la yaptığım maçtan çok gurur duyuyorum. Maç kayıpları ile nasıl başa çıkacağını çok iyi biliyorum şimdi hemen bir an önce ailemle bir araya geleceğim ve en sevdiğim insanlarla kucaklaşarak önümüzdeki süreyi geçireceğim” 

Bu galibiyetle şampiyon tenisçi Alcaraz 4,15 milyon Avustralya doları (2,9 milyon Amerikan doları), finalist Djokovic 2,15 milyon Avustralya doları (1,5 milyon Amerikan doları) kazandı. Helal sana büyük şampiyon! Sen bize tenisin ve insan gücünün yeni boyutlarını öğretiyorsun hala! 

Bir Slam’de yarı final ve finalde bu kadar epik beş ve dört setlik dev çekişmeler olması ve bu kadar değişik kuşakların ve dönemlerin muhteşem isimlerini bir araya getirmesi bir daha ne zaman yaşanır bilmiyorum! Dünya için unutulmaz bir turnuaydı! Muhteşem yarı finalleri ve finali ile tarihe kaydedildi! Son set Alcaraz’a karşı 5-4 ilerideyken  servis atan Zverev de o maçı alsaydı dünkü final bambaşka bir hikaye olacaktı. Zaten tenisin güzelliği de hep bu sürekli değişebilen kaprisli sonuçlar değil mi?

Yazı Tarihi: 02.02.2026
Kategori: Spor Yazıları
Paylaş
Benzer Yazılar
Videolar
Alt
Resim sanatının harika çocuğu olarak tanınan ve yaptığı resimlerle dünya resim tarihine imza atan Bedri Baykam ile resme, hayata, felsefeye, sinemaya, edebiyata, Fenerbahçe’ye, sahibi olduğu sanat galerisindeki faaliyetlere, anılara ve gelecek planlarına dair keyifli bir sohbetin gerçekleşti.