Bu hafta salı günü FBTV’de Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’yi oynattığı futbolu analiz ederken, onun sari lacivertlere “komünist bir futbol” oynattığını anlatmıştım. Bir türlü yıldız futbolcularla “yıldızı barışmayan” Kocaman, Alex, Stoch, Valbuena gibi, kendi güçleriyle, uzaktan bir bazukayla, 2-3 driplingle, ince ara paslarla maçı çevirip, üç puan getirebilecek futbolcuları bir türlü sevemedi. Kocaman’ın “komünist” futbol mantığına göre, herkes aynı benzer şekilde oynayıp, aralarında kısa üçgen paslarla ceza sahasına akmaya çalışıp hep benzer goller atmasını istiyor! Kocaman ayrıca kimsenin kendini “kurtarıcı”rolüne sokabileceği bir performansla ek beklentiler yaratmasını da istemiyor. Bir de Aykut Kocaman’ı en çok ilgilendiren şey, koşu mesafeleri ve kapasiteleri. Bu hesaba göre, Fenerbahçe, kendi Stakhanov’unu aramalıydı! Kimdi Stakhanov?

Sovyet Rusya döneminde, 30’lu yıllarda öne çıkarak kendisinden beklenenin defalarca misli fazla randımanla çalışan örnek işçi, örnek yoldaş! (5 saat 45 dakika içinde 102 ton kömür çıkaran bir örnek işçiydi) Kocaman sarı lacivetlilerin sanki sürekli 11 Stakhanov’la oynamasını isteyen bir sovyet yönetici gibi! Bu hesaba göre, örnek koşu mesafelerinde seviyeyi yükseltmek için kalkıp Ramil Guliyev’i atletizm şubesinden alıp, futbol takımına monte etsin! Kocaman bir türlü, bir futbol takımında, ağır işçiler, ince işçiler, süper starlar, yıldızlar, golcüler, playmakerların olduğunu ve bunların her birinin aynı koşu mesafelerinde oynamayacağını, her birinin başka fonksiyonlari olduğunu bir türlü algılayamadı. Gol vuruşunu ve sprint koşusunu yapacak futbolcunun topla buluştuğu anda fizik olarak helak olmamış olması gerektiğini anlamak bu kadar zor mu? Demiroerdenin geçmişteki en iyi takımlarından Dinamo Kiev’de de Blochin isimli bir yıldız tüm ışıltısıyla parlamıyor muydu? Bugün maça Valbuena ve Fernandao ile başlamayan Kocaman, bence elindeki dar imkanları bu tutucu şekillerde kullanarak, sanki ligde 3. veya 4. olmaya çalışan bir Konyaspor veya Antalyaspor hocası... Bu akşam maçtan sonra sarı lacivertliler lideri ellerinden kaçırırken, büyük ölçüde şampiyonluk yarışında ikinci plana düştüler...

MAÇTAN CANLI NOTLAR:

Bugün Türkiye’de heyecan kasırgası var... Bir saattir staddayız, kaldı yarım saat. Fenerbahçe tribünleri belki bu sene ilk defa bu kadar full çekiyor. Futbol için harika bir hava ve atmosfer var. Tribünlerde siyasi sloganlar eksik değil. GSaraylılar “Çanakkale ruhu Afrin’de” afişi asmışlar. Fenerbahçeliler “Vatan sana canım feda” sloganları attılar. Bu arada GSaray’a yönelik gereksiz küfürlü tezahüratlar da yapılmadı değil. En duygulandırıcı tablo işe tribünlerin I love you Alex tezahüratına topluca girişmeleriydi.

Maçtan önce benim twitter’den önerdiğim kadroya kıyasla Kocaman 3 oyuncuyu farklı yerleştirmiş. Valbuena yerine Ekici, Alper yerine Dirar ve Fernandao yerine Soldado’yu koymuştu. Bu tercihlerimin basit gerekçesini de yine twitterden şöyle açıkladım: “Muslera yan ortalardan çok kafa gol yiyor:Valbuena’nın ortalarına Neustadter, Skrtel,Fernandao kafaları, tipik ayak gollerimize + alternatif”. Aslında bana sorsanız ben hem Ekici hem Valbuena’yı oynatırdım ama bu kadarı Kocaaman’a fazlasıyla ileri bir risk teklifi olurdu!

Maç diri, hızlı fakat bir o kadar da temkinli başladı. Bu arada Fenerbahçe tribünleri daha en başından hakeme maçın kendisi için kolay olmayacağını gösterdiler. Fenerbahçe Kocaman’ın önde basma taktiğini en başından itibaren uyguladı. Sempatik futbolcu, güzel insan Gomis yüksek formuyla Fenerlilerin bu maçta en çekindiği isim. Skrtel onu adam adama markajla tutuyor. 20. dakikada Serdar Aziz’in Skrtel’e yaptığı penaltıyı hakem vermedi. 22.. dakikada Gomis’in sağdan gelen akında yerden attığı şut direği yalayarak auta çıktı. 24. dakikada Soldado kolay pozisyonda yerden kötü bir şut tercihiyle fırsatı harcadı. Mehmet Ekici formsuz gözüküyor. 33. dakikada kaptırdığı topta Gomis yine ceza sahasına sağdan girdi fakat şu bu sefer şutu aynı yerden ama daha dışardan, Volkan’ın sağından auta gitti.

37inci dakikada Fenerbahçe ceza sahasının üzerinden bir frikik kazandı ama Ekici topu Muslera’ya teslim etti. Aynı Ekici 41. dakikada Soldado’nun presle kazanıp kendisine verdiği topa soldan altı pastan ve yerden bir şut çıkardı ama Muslera ve Kale direği arasından topu geçiremedi. İlk yarının genelinde daha baskılı bir oyun oynayan Fenerbahçe, Galatasaray ceza sahasına şişirdiği toplarla gol ararken Orta kalitesi, Valbuena’nın sahada olmayışından çok çekti. Aynen kafa golcüsü Fernandao’nun yokluğunun hissedildiği gibi. Galatasaray ise beraberliğe razı ama her an Gomis’den bir sürpriz bekler havadaydı. İlk yarı 0-0 kapanırken ben o anda kendimi Valbuena’nın acaba soyunma odasına giderken aklından geçenler neydi diye merak ettim...

İkinci yarıyı beklerken endişem, Kocaman’ın maça müdahale etmek için yine 68. dakikayı bekleyip beklemeyeceği idi.

İKİNCİ YARI

İkinci yarı başlar başlamaz Rodriguez ve Gomis’in aynı pozisyonda birbiri peşisıra kaçırdıkları fırsatlar sarı kırmızılar adına büyük şansızlıktı. İkincisinde Gomis’in boşalan kaleye yuvarlamak istediği topu Neustadter çıkardı. 55. dakikada GSaray ceza sahasında Serdar Aziz topsuz alanda Soldado’yu yaka paça indirdi ancak penaltıları çalmaktan veba gibi korkan Yıldırım ve esas suçlu yan hakem, pozisyonu görmezden geldiler. Bunun hemen ardından, sarı kırmızılıların Japon futbolcusu Nagatomo,’nun ceza sahasının hemen dışından attığı şutu, Volkan nefis bir şekilde uzanarak köşeden çıkardı. 65. dakikada Dirar’ın sağdan nefis ortasında Alper’in kafa vuruşu Muslera’da kaldı. Maçın dörtte üçü geçilirken, Kocaman oyuna Alper ve Fernandao’yu alırken, içinden hayata küstüğünü hissettiğim Valbuena’nın ısınma hareketleri yaptığı noktada, korner direğini tekmelemesi gözümden kaçmadı. Onun da oyuna girmesi için 78. dakikayı beklemesi gerekecekti. Fransız yıldız zaten neredeyse ilk topla buluşmasında soldan voleyle golü bulmak üzereydi ama o top da Muslera’da eridi. Ondan sonraki dakikalarda, GSaray kalesi abluka altında kaldı. Bu anlardan birinde Fernandao nefis bir kafa vuruşuyla golü bulmasına rağmen yan hakemler onun yarım metre ofsaytını süzmüşlerdi. Hemen onun ardından 82. dakikada ani bir kontratakta Giuliano klasına yakışmayacak şekilde aceleci bir vuruşla topu sürmek veya aşırtma vuruş denemek yerine, öne çıkan kaleciye teslim etti. 89. da Gomis’e yapılan faulde, FBahçelilerin yüreği ağzına geldi. Maicon’un şutunda top Volkan’ın solundan direğe çarparak auta çıktı. Onun ardından Volkan Feghouli’nin yerden çok tehlikeli şutunun tüm maçta olduğu gibi başarıyla çıkardı. Volkan, Fenerbahçe’de gemisini “fazla çaktırmadan” kurtaran kaptandı...

MAÇIN SONU...

Hakem maçın son düdüğün çaldığında Aykut Kocaman’ın ürkekliğinin faturası yine yönetime çıktı. “Ali Koç Başkan Fenerbahçe şampiyon” ve “yönetim istifa”sesleri stadı inletti. Sarı lacivertlilerin kendi gol yollarını zorlaştıran yanlış oyuncu ve taktik seçimleri ile 2 puan kaybederken Fenerbahçe en azından 20 yıllık rekorunu kaybetmediğine sevinebilirdi! Sonuçta Fatih Terim kendisi açısından gösterişsiz bir maçta, Kadıköy’den istediğini alıp gitti, ezeli rakibiyle olan 6 puan farkını korudu. Fenerbahçe yıllardır arkadan koşarak vasat futbol oynayarak hala şampiyonluk yarışında kalmak istiyor ama bu yöntemle görüldüğü gibi hiçbir sonuca ulaşamıyor...

Etiketler: Fenerbahçe
Yazı Tarihi: 28.01.2017
Kategori: Spor Yazıları
Paylaş
Videolar
Alt
Bedri Baykam’ın SON ON YILDAN SEÇKİ sergisi