Bedri Baykam 23.07.2020

AYASOFYA KONUSUNDA SAĞDUYUYU DİNLEMEDİLER

Ayasofya, tantanalı bir Cuma namazı ile AKP döneminde müze statüsünü terk edip cami olarak ibadete açılıyor! Hem de Lozan’ın yıldönümünde! Her ne kadar camilerde protokol olamayacağını bilsek de, orada her türlü “düzen baskılı”, A, B, C, D sıralamasıyla sınıflar ve belki gösteriş uğruna verilecek ödünlerle Ayasofya’nın önündeki büyük parke meydanını dışarıda namaz kılarak işgal edecek binlerce insan olacak.

Anlam veremiyorum, Erdoğan yıllardır kendi söylediklerini yok sayıp Bahçeli’nin baskısıyla tüm kararlarını değiştirdi. Tüm dünyada yarattığı hayal kırıklığı ve kızgınlığı neden bu kadar açık şekilde -sipariş edercesine- provoke ettiler, anlayan var mı? Geçen hafta, Ataol Behramoğlu’nun “Hasmın Kutsalına Tecavüz” yazısından çarpıcı bir bölüm paylaşmıştım. Bugün de, 4 Temmuz’da Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’te yazmış olduğu son derece sade ve değerli satırları hatırlatıyorum: “Evet bugün veya yarın veya bir gün, anayasamıza şöyle bir madde koysak ‘Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir inanca ait hiçbir mabed, bir başka inancın mabedi haline dönüştürülemez.” Özkök, ardından bunun bize taşıyacağı sonuçlar hakkında son derece net çıkarımları ortaya koymuş. Son hatırlatması da şuydu: “21. yüzyılda yaşıyoruz. Bu yüzyılın başında dünyaya büyük umutlar vererek kurulan medeniyetler ittifakını hala yaşatmaya çalışanların başında biz varız.”

Öyle mi acaba? Soruyorum, Cuma günü başınız göğe mi erecek? Hani her dine eşit uzaklıktaydınız? Başka dinlere mensup insanları üzerek, işi sanki İstanbul dün fethedilmiş gibi bir şova dönüştürdüğünüz için çok mu mutlu olacaksınız? Burada ana hedefin yine Cumhuriyet kazanımlarını ve Atatürk’ün kararlarını, mirasını yok saymanın taşkın keyfi olduğunu göremeyen ana muhalefet partisine gelince, gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum…

 

NASIL BİR KURULTAY OLACAK DERSİNİZ?

Haftalardır, “Bir CHP Kurultayı’nın, CHP Kurultayı’na benzemesi gerektiğini” tekrarlıyoruz. Muhaliflerin katılamadığı, Onur Üyeleri’nin konuşma yapamadığı, halk ve örgütün kitlesel olarak izleyemediği bir kurultay, zaten coşkulu geçemeyecekti. Sabri Ergül de, Fikri Sağlar da, Muharrem İnce, Umut Oran, Şahin Mengü de, ben de, birçok partili arkadaşımla beraber buna tepki verdik. Kurultaya 3-4 gün kala, Faik Öztrak birden parti adına bir U dönüşüne imza attı: “Kurultaya katılmak üzere gelecek onur üyelerimizle ilgili ‘almayacağız’ diye bir şey demiyoruz. Ama tercih hakkını onlara bırakıyoruz. Bunun üzerinden CHP’yi eleştirmek insafsızlıktan başka bir şey değil. Ortada bir pandemi var, bu işin ne zaman düzeleceği de belli değil. Bugün CHP’ye bu eleştiriyi yöneltenlerin ikinci dalganın başlaması durumunda Mart ayında ortaya çıkıp ‘Kurultayı yapamadılar kayyum atayın’ diye bağırmaya başlayacaklarından hiç şüphem yok. (Gerçekten kanıtsız ve çok ayıp bir suçlama!) Onur üyelerimiz bizim başımızın tacıdır, kurultayımıza gelmek istemeleri halinde kendileri için de sağlık şartlarını sağlayarak kurultayımızı izleme imkânı vereceğiz”. İlginçtir ki, kurultayın 20 bin kişilik bir stadda yapılma olasılığı CHP yöneticilerinin hiçbirinin aklına gelememiş! Pes…

CHP’de muhalefet kulisleri çok hareketli. Pandeminin tehlikelerine rağmen ısrar edilen kurultayın iptali için başvuran üyeler oldu. Kılıçdaroğlu’na karşı adaylar çıkabilir. Ancak 2003’te Baykal döneminde bir oldu-bitti ile başlatılan garabet ile artık CHP’de genel başkan seçimi yapmanın anlamı kalmadı. Çünkü başkanı önerdiğini söyleyen delege imzalarının adeta birer oy haline dönüşerek başka hiçbir adaya verilememesi, CHP Genel Başkanı’nın “gizli oy açık tasnifle seçimi” şeklinde net yazılmış tüzük maddesini kadük hale getiriyor; illegal, mantıksız ve CHP’ye yakışmayan bir yöntem. Muhalif gruplar, tek aday ve tek anahtar liste ile çıkarlarsa, Genel Merkez listesini, kurultayda yaratılan her türlü eşitsizlikle kuşatılmış ortama rağmen delebilirler. CHP’de parti içi demokrasiye ve ödünsüz Atatürkçülüğe güç katacak kadrolar da artık seslerini duyurmalı! Kurultayda neler yaşanacak? Onur üyeleri, bir “çadır tiyatrosu” ortamına girmeyi kabul edecekler mi, konuşma hakları nasıl ellerinden alınacak? Göreceğiz…                                                

SANATÇILAR GİRİŞİMİ’NİN ÖZGÜVENLİ GÜR SESİ

Geçtiğimiz hafta Sanatçılar Girişimi, sanatçıların ortak sesiyle demokrasiye, çağdaş Türkiye’ye, ifade özgürlüğüne sahip çıkan ve halkın dertlerini önemseyen bir duruş sergiledi. Aralarında Rutkay Aziz’den Edip Akbayram’a, Selda Bağcan’dan Zuhal Olcay’a, Ferhan Şensoy’dan Ekrem Kahraman’a, Ataol Behramoğlu’ndan Orhan Aydın’a yüzlerce imza, hiçbir şeyden korkmadıklarını ve yurdun her zerresine sahip çıktıklarını, Türkiye’nin sahipsiz olmadığını görkemli bir çıkışla ortaya koydular, ortaya koyduk. Siz de reddediyoruz@gmail.com adresine e-mail atarak desteğinizi sunabilirsiniz!

 

ABD’DE YENİ BAŞKAN ADAYI KANYE WEST VE OBAMA’NIN YARATTIĞI IRKÇI ÇÖKÜŞ!                                     

Amerika’da başkanlığa adaylığını açıklayan şarkıcı Kanye West, sanki Floyd cinayetiyle başlayan kaostan sonra yaşanan sosyolojik tırmanışın sonucu. Yaptığı basın toplantısına kurşun geçirmez yelekle çıkması, sürekli ağlaması ve hepsinden önemlisi doğacak her Amerikalı bebek için 1 milyon Dolar ödeme vaadini (!) açıklaması, Amerikan rüyasının gerilimlerinden sonra nasıl “delirgen” bir girdaba kapıldığının teatral mizanseni gibiydi! Şu kadarını size kesin söyleyebilirim, gerçekten para basma makinalarını işletip her doğan Amerikalı için bunu öderse, adam kesin başkan seçilir! 

Acaba böyle bir çılgınlık, beyaz Amerika’nın daha yoksul kesimlerini bu akıl almaz senaryoyu ciddiye alarak yaşama geçirmek için hareketlendirebilir mi?

Yıllardır, polis şiddetinin bedelini en korkunç şekilde ödeyen Afro-Amerikalılar’ın yaşadıkları dramı, ABD’nin en büyük utancı olarak hep gündeme getirdim. Obama’nın bu konuyla ilgili hiçbir şey yapmaması ve olan biteni sorumsuz gözlerle izlemesi, döneminin en büyük felaketiydi. 

Amerika’da yok sayılan “ünsüz” siyahlara en büyük kötülüğü Obama yaptı: Onun döneminde üst üste gelen zenci cinayetleri ve tepkisizlik, zaten şiddet yanlısı ve ırkçılıkla kıvranan Amerikan polis teşkilatında şöyle bir hava yarattı: “Adamlar başkan bile olsa biz onları canımız isterse en vahşi şekilde durup dururken katledebiliriz, kimsenin de kılı kıpırdamaz!” Siyahi Kanye West mi? Vallahi başkanlığı kazanması tabii ki şu anda bir komedi gibi duruyor! Aynen Trump’ın başkanlığı gündeme ilk geldiğinde, herkesin düşündüğü gibi!                               

Yazı Tarihi: 24.07.2020
Paylaş
Videolar