Bugün, Rusların alçak saldırılarını veya Türkiye’deki seçim perspektiflerini yazmayacağım. Yazım, hayatımızı, sokaklarımızı, evlerimizi, parklarımızı, trafik alanlarımızı tehdit eden ve her gün onlarca vatandaşımızı en önemli anayasal hakkından mahrum ederek onları “öldüren” şiddet hakkında. Şiddetin korkunç bir şey olduğunu biliyoruz; ama bunu kadermiş gibi yıllardır izlemekle yetiniyoruz. Halbuki öyle yasalar konabilir ki, biz bu şiddet melanetine hızla üç beş ayda çok büyük bir darbe vurarak önemli bir yol katedebiliriz. Bu nedenle, iktidar veya muhalefet gözetmeden bu sorunu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları adına çözmek isteyen bir yazarın kararlı önerisi olarak bu yazıyı okumanızı rica ediyorum. Bu sorunu ister Erdoğan çözsün ister iktidar değiştiği zaman yerine gelecek yeni lider veya kolektif güç… Hangisi olursa olsun, halk sonucu alkışlar!

ÖFKE PATLAMALARI VE KONTROLÜ KAYBEDENLER

Biliyorsunuz artık birçok ana haberin malzemesi sokaklardaki, işyerlerindeki ve evlerdeki güvenlik kameraları. Sürekli olarak, kimin sokakta yürüyen tanımadığı hangi insanı bıçakla öldürdüğünü, kimin trafikte kendisine korna çalan adamı tabancayla vurup yok ettiğini, kimin karısını balkondan attığını, kimin gürültü yapan komşusunu oğluyla beraber basıp kafasını kırdığını, kimin bir köpeği tüfekle öldürdüğünü, kimin bir yaşındaki çocuğunu ağlıyor diye kafasını taşlara vurarak canını aldığını, neredeyse canlı yayın gibi dehşet içinde izliyoruz. Caddeler, arabaların içi, sokaklar, evler, her yer canice ortaya dökülen şiddetin sebep olduğu kaybolmuş masum hayatlarla dolu. Gerekçeler hep aynı: “Bir anlık öfkeye kapıldım”, “Öfke kontrolü sorunu yaşıyorum”, “Önce o bana küfretti, tahrik altında vurdum”, “Evet eski karımı öldürdüm, çünkü başka biriyle gezdiği kulağıma geliyordu, ağır tahrik vardı”, “Erkekliğime laf etti, mecburen öldürdüm”, “Kocamı öldürdüm çünkü metresi varmış”, “Çocuk iki saattir ağlıyordu, dayanamadım”, “Bana yan baktı”, “Çıkma teklif ettim reddetti, onu başkasına yar edemezdim”, “Öldürdüm, çünkü çok seviyordum.”

Benim burada saydıklarımın yüz mislini her gün haberlerde görüyorsunuz veya çevrenizde maalesef tanıdığınız biri bu alçakça şiddetin kurbanı oldu bile…

“ŞİKAYA” YASALARININ BU ÖLÜM OYUNU ÇILGINLIĞINI DURDURACAĞI KESİN

Tek formül var: İktidar, hatta iktidar ve muhalefet bir araya gelecek ve bu konuda en ağır yasaları, saldırganlara acımadan çıkaracaklar. Şiddete karşı yeni bir mantıkla düzenlenecek olan ağır yasanın, kısa adıyla “ŞİKAYA”nın, artık bir an önce çıkmasını istemek her yurttaşın ana görevi.

Öncelikle, bugünkü yasalarda bu cinayetlere veya insan yaralamalarına verilen her ceza tam 10 misli arttırılması lazım. Örneğin, yaralamaya normalde iki yıl veriyorlarsa, en az 20 yıla arttırılacak. Eşini, sevgilisini veya bir fahişeyi öldürmek doğrudan müebbet hapsolacak. Sözde bir anlık öfkeyle, sokakta veya trafikte işlenen bir cinayet beş yıl yazıyorsa bu 50 yıla çıkartılacak. Trafik kavgalarında insan döven magandaların veya düğünde, sünnette, asker uğurlamada göğe silah sıkanların alt cezası 20 yıldan başlayacak. Dolayısıyla kimin kurbanı olduğu belli olmadan ölen vatandaşlar hayata tutunabilecekler. Toplum yaşadığı çaresizlikten bu sayede kurtulacak!

Tabii ki abartılı ve bonkörce yapılan iyi hal indirimi, kravat takma indirimi, tahrik indirimi, namus koruma indirimi kesinlikle olmayacak. Buna eklenecek en önemli yeni kanun madde önerimi söyleyeyim size: Herhangi bir sözde yoruma dayalı buna benzer suçlardan iyi hal indirimi veya farklı gerekçelerle bir kolaylık sağlama peşine düşen hakimler o andan itibaren soruşturma başlatılarak meslekten men edilecek, yerlerine bu yasaların dokunulmazlığını bilen başka meslektaşları gelecek!

Bu yasalar çıktığı andan itibaren tüm medya organları canlı yayınlarda, haberlerde, gazetelerde en yoğun şekilde bu bilgiyi yaymaya mecbur bırakılacaklar. Dolayısıyla hiç kimse “Hakim Bey ben bu cezaların arttırıldığını bilmiyordum, lütfen beni affedin” diyemeyecek. Tüm ailelere de verilecek tek tavsiye var: Artık pahalı avukatların saçma sapan indirim kovalamacalarına yer olmayacağı için yaşanacak felaketlerden önce öfke kontrolü yaşayan çocuklarınızı psikologlara gönderin!

BU KONU İKTİDAR-MUHALEFET ÇEKİŞMESİNİN ÖTESİNDE

Bazılarınız bana diyecek ki, “Bu çok sert, suç ve ceza arasında orantısızlık olur.” İyi de öbür türlüsünü denedik olmadı, herkes herkesi öldürdü, yaraladı, sakat bıraktı ve sonra birkaç ay içinde hapisten çıktı, güle oynaya suç işlemeye devam etti! Bu dönemin artık kapatılması şarttır.     

Bu dediğim gerçekleşirse, şiddet bağımlılarına, “adamlık/erkeklik onuru” denen suistimal aracı üzerinden şiddet yayan sokak serserilerine ülke teslim olmaktan kurtulacak!

Demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin ve vatandaşların en temel hakkı olan yaşama haklarının korunması için en ağır cezalar gerekiyorsa, bu yasaların artık yaşama geçirilmesinden başka hiçbir çare yoktur.

Tekrar ediyorum, bu bir sağ-sol, laik-anti laik, iktidar-muhalefet konusu değil. 83 milyon vatandaşı ve herkesin yaşamını ve ailesini ilgilendiren en önemli ve en temel konumuz. Yazının başlığında okuduğunuz gibi şiddet kader değil, çünkü çözümü var. Bugüne kadar çözülmediyse gerekli yasalar çıkarılmadığı ve hatta acılı aileleri kahredercesine var olan yasalarda tamamen şiddeti kullanandan yana yorumlar öne çıkarıldığı için biz bu belanın ortasında yüzmeye devam ediyoruz! Artık kurban ve mağdur ailelerin feryatları ŞİKAYA sayesinde her şeyin önüne geçmeli! Yoksa alınan tüm tedbirler göstermelik ve hiçbir sonuca ulaşılamıyor. 

Bu yazının ulaştığı her milletvekilinin önceliği, en ağır yasa tasarısını dönemdaşları ile parlamentoda hazırlayarak günlük yaşamımızı ve sevdiklerimizin can güvenliğini her an tehdit eden toplumumuzun bu en büyük vebasından bir an önce kurtulmamız olmalıdır. Dolayısıyla siz okurların, meslektaşım köşe yazarlarının ve duyarlı kitle örgütlerinin de bu projeye ivedi olarak destek vermelerini, bu sesi partilerine, milletvekillerine, derneklerine yaymalarını bekliyorum. Başta kadına, çocuklara ve hayvanlara şiddetten yola çıkarak, işlenecek her türlü şiddete karşı en deneyimli ceza hukuku profesörlerimizin bu yasaların düzenlenmesine bugünden tezi yok başlayacaklarını umuyorum.

Post Date: 31.03.2022
Share on